İş İngilizcesinde Kullanılan Doğal ifadeler
- 15 May 2024
- 3 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 28 May 2024
İş dünyasında kullanılan doğal ifadeler, pratik anlamda iş görüşmeleri, toplantılar veya günlük iş yazışmalarında sıklıkla karşımıza çıkar. Bu ifadeleri öğrenmek, İş İngilizcesi konuşulan iş ortamlarında daha akıcı ve doğal bir iletişim kurmanıza yardımcı olur. İşte bu sebeple, belirli iş bağlamlarında kullanabileceğiniz ve böylece İngilizcenizi geliştirebileceğiniz bazı temel ifadeleri sizin için seçtik.
1. Touch base - Temas kurmak
İş dünyasında, bir projenin güncel durumunu gözden geçirmek veya bilgi alışverişinde bulunmak amacıyla kısa bir toplantı veya görüşme yapma anlamına gelir.
Let’s touch base next week to discuss the project details.
Gelecek hafta proje detaylarını görüşmek için temas kuralım.
How often do you touch base (temas kurmak) with your team?
2. Back to the drawing board - Başa dönmek
Bir plan veya proje istenildiği gibi gitmediğinde, baştan başlamak zorunda kalmak anlamına gelir.

It seems our marketing strategy isn’t working. It’s time to go back to the drawing board. Görünüşe göre pazarlama stratejimiz işe yaramıyor. Başa dönmek zamanı.
When was the last time you went back to the drawing board (başa dönmek)?
3. No-brainer - Açık karar
Çok açık ve kolay karar verilebilen durumları ifade eder. Fakat kullanımıda dikkat etmekte fayda var. Bazen kırıcı olabilir.
Choosing this software was a no-brainer because it’s clearly the best on the market.
Bu yazılımı seçmek açık karardı çünkü piyasadaki en iyisi açıkça bu.
What was a recent no-brainer (açık karar) decision for you?
4. Elevator pitch - Asansör konuşması

Bir fikir, ürün ya da projeyi çok kısa sürede, genellikle 30 saniye ile 2 dakika arasında, etkili bir şekilde anlatma yeteneği.
I need to prepare an elevator pitch for our new product.
Yeni ürünümüz için bir asansör konuşması hazırlamam gerekiyor.
Have you ever delivered an elevator pitch (asansör konuşması)?
5. Ballpark figure - Yaklaşık maliyet
Bir maliyet, fiyat veya miktar hakkında genel, yaklaşık bir tahmin.
Can you give me a ballpark figure for the project’s total cost?
Projemizin toplam maliyeti için bana bir yaklaşık maliyet verebilir misin?
What is your usual approach for giving a ballpark figure (yaklaşık maliyet)?
6. Brainstorm - Beyin fırtınası yapmak
Yeni fikirler veya çözümler üretmek amacıyla yapılan grup tartışması.
We should brainstorm to find a solution to this problem.
Bu soruna bir çözüm bulmak için beyin fırtınası yapmalıyız.
How often do you brainstorm (beyin fırtınası yapmak) with your colleagues?
7. Win-win - Kazan-kazan
Her iki tarafın da bir anlaşmadan fayda sağladığı durumlar.
This agreement is a win-win for both companies.
Bu anlaşma her iki şirket için de kazan-kazan.
Can you think of a win-win (kazan-kazan) situation in your experience?
Sıra tüm bu öğrendiğiniz yapıları test etmekte!
Şimdi ise Emily hakkında bir okuma yaparak bu öğrendiklerinizi bir metinde görme şansına sahipsiniz.
My name is Emily, and I'm a project manager. This week, we had to go back to the drawing board with our marketing strategy after realizing it wasn’t effective. I scheduled a brainstorm session with my team where everyone shared their ideas—it was a real no-brainer to involve everyone since collaboration often leads to the best results. I also had to touch base with our CEO to discuss the ballpark figures for our new proposal. By the end of the week, we reached a win-win agreement with another company, which promised great benefits for both. As part of this, I refined my elevator pitch for our partners to ensure they understood the value of our collaboration.
İngilizce öğrenirken attığınız her adım, sizin için yeni kapılar açacak ve daha fazla fırsat sunacak. Bu yolda istikrarlı olun ve kendinize olan inancınızı kaybetmeyin. Başarıya giden yol, sürekli öğrenme ve uygulamayla mümkündür. Değerli vaktiniz için teşekkürler.





Yorumlar